Aramayan Bulamaz
×
İstiklal arama sorgusuna ait içerikleri görüntülemektesiniz.
KINALI KUZULAR

Özümüz Türk, hainlere kucak açmayızZulme boyun eğmez, zalimlerden de kaçmayızNamert sofrasında eğilip su da içmeyizAç kalsak da eğilmez dik başımız bizim
Çanakkale geçilmez dedik, Tarih yazdırdıkYedi düvel güçlerini bozdurdukKınalı kuzularla zalimlere mezar kazırdıkYiğit Mehmed'imin 15-16'lı yaşımız bizim
Vatan için koşan delikanlı tığ gibiDüşmana göğsünü siper eder çığ gibiHavranlı Koca Seyit heybetli bir dağ gibiİkiyüz yetmiş kilo mermiy kaldıran onbaşımız bizim
Bir Türk dünyaya bedeldir ünümüz varGöğsünde sarsılmaz dinimiz, imanımız varYurduna göz dikene tek tek korku salarİkiyüz elli bin şehidim olsa da onlara yeter beşimiz bizim
Sırtında gömleği yok ayaklar yalınAllah Allah diyere ya istiklal ya ölümEvlatlar yetim kaldı, analar taze gelinÜzüm hoşafı, buğday çorbası aşımız bizim
On sekiz mart tarihinde şehitler haftasıYüreğini kılıç kesmez iman tahtasıVar oldukça titrer düşman kahpesiKahpe kurşunlara çelik zırhtan döşümüz bizim
Emin ALPAY - 18.03.2016

İstiklal Marşımızın Kabulü 12 Mart 1921

Milli marşlar, milletlerin kahramanlık destanlarıdır. Bayrağımız ve onun hürriyetini ebedileştiren İstiklal Marşımız; milletimizin ruhunu, tarihini, ideallerini aksettiren ölmez değerlerdendir.
Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, İstiklâl Harbi'nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.
Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir.
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal

21 - 22 Aralık Microsoft İstanbul Seminerleri

Öncelikle biliyorum konuyu açmakta baya bir geciktim ama malum işler güçler koşturmalar bir türlü boş zaman bulup ta oturamadım şu bilgisayarın başına ve bugün sonunda boş zaman buldum başlaya bildim bu yazıya çayımızı da aldığımıza göre yanımıza başlıya biliriz sizi sıkmadan konuya geliyorum..

Bildiğiniz gibi 21 Aralık 2012 günü İstanbul da Microsoft İmagine semineri vardı ve elbette TuşbaSoft olarak oradaydık İmagine semineri baş döndüren bir seminer idi bilişimcilerden fazla reklamcılar vardı ve fazlasıyla güzel bir seminer idi seminerde windows 8 ile gelen Microsoft yeniliklerine değinildi ve yeni Microsoft üzerinde reklamcılık konusu anlatıldı tartışıldı tanıtıldı Skype ın yükselişe geçmesiyle Msn nin düşüşe geçeceğini düşünüyorduk ama tam tersine Msn geliştirilmişde bizim haberimiz yokmuş Msn nin yeni tasarımı projeleri gösterildi Windows 8 Application da reklamcılık alanlarından bahsedildi süprizler oldu yarışmalar yapıldı. Bing arama motorunun yeniliklerinden vede büyük ataklara geçeceğini öğrendik.

21 Aralık 2012 gününün kapanışını ise ekibimizden Niyazi Alpay arkadaşımızın Windows Phone 8 telefon ile oyun oynayıp yarışarak HTC 8X kazandığınıda görerek yaptık ve gayet zevkli bir günün sonuna geldik.







Günlerden 22 Aralık 2012 günü Microsoft IT Campındayız heycanlı ve mutluyuz konuları merak ederek gittik çok saygın konu ustası abilerimiz vardı konuları anlatan BilgeAdam dan hocalarımız Microsoft tan ustalarımız vardı İmagine semineri kadar görkemli değildi evet limonata dağıtan manken kızlar, uzun topuklu kısa etekli bol makyajlı zarif davetli bayanlar, gösterişli dans ekibi ve reklamcı para babaları yoktu ama sistemlerin bazen yaramaz bazen uzman ve her zaman dahi adamlarıyla doluydu salon ilk olarak tabikide yeni windows anlatıldı daha sonra Server 2012 ile Hyper-V sanallaştırmayı anlattılar gayet zevkliydi daha sonra detaylı bir şekilde Windows Server 2012 anlatıldı ve tanıtıldı ardından bir öğle yemeği ver

18 Mart Çanakkale Zaferi

Tarihteki ve Ulusal Yaşantımızdaki Yeri 3 Kasım 1914 ve 18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı'nda meydana gelen bir seri deniz savaşlarıyla Gelibolu Yarımadası'nda 25 Nisan 1915 - 8/9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Türk tarihinin sayfalarını dolduran şerefli bir zafer destanıdır.

Çanakkale Zaferini, büyük Türk Ulusuna, Atatürk gibi dahi bir lider hediye etmiştir. Türk bağımsızlık savaşının temelleri, Çanakkale'nin sularında, Conkbayırı'nda ve Anafartalar'da atılmış, bu zaferler Türk Kurtuluş Savaşına maya çalmıştır.

Türk Ulusu İstanbul'u kurtaran Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşayı Çanakkale'den tanımış 19 Mayıs 1919'da O, Samsun'a çıktığı Gün Suriye ve Filistin cephelerinden terhis olarak Anadolu'ya dönen Türk halkı, "bu benim kahraman komutanımdı" diyerek O'nun etrafında kenetlenip İstiklal Savaşı'na katılmıştır.

Türk Ulusu ve dünya O'nu böylece tanırken, O da Conkbayırı'nın, Kocaçimen'in kan deryası can pazarında ulusunun ve Türk askerinin asıl cevherini yakından tanıyarak daha sonra girişeceği Bağımsızlık Savaşını kesin zaferle sonuçlandıracağı kanaatini daha o zamandan edinmiştir. 18 Mart zaferi kazanılmasaydı, düşman donanması, daha 1915'in Mart ayında İstanbul'a girerek Osmanlı İmparatorluğu'nu çökertebilecekti.

Çanakkale Boğazı'nı denizden aşıp İstanbul'a giremeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915'ten başlayarak 8-9 Ocak 1916'ya kadar süren Çanakkale kara savaşlarında Mustafa Kemal tarafından durdurulamasaydı, Birinci Dünya Savaşında Çarlık Rusyası en kısa yoldan müttefiklerinin yardımlarına kavuşacağı için yıkılmayacak, muhtemelen Ekim 1917 Bolşevik İhtilali de olmayabilecekti. Bu durumda Almanya'nın yenilgisi hızlanacak ve 1. Dünya Savaşı belki de 1915'te sona erecekti. Çanakkale Zaferi harbin 4 yıl sürmesine, üç imparatorluğun (Osmanlı, Çarlık ve Avusturya/Macaristan İmparatorlukları) tarih sahnesinden silinmesine neden olmuştur. Gelibolu Yarımadası'nda düşmana kesin darbeler vurarak

İstiklal Marşımızın Kabulü

İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî marşıdır. Mehmet Âkif Ersoy tarafından 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından olarak kabul edilmiştir.

Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, Kurtuluş Savaşı'nın milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Kurtuluş Savaşı'nın özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve Kurtuluş Savaşı'nı verecek olan Türk Ordusu'na ithaf ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif'in yazdığı İstiklal Marşı coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir ve "Allah, bu devlete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın." sözünü söylemiştir.