Aramayan Bulamaz
×
Asya arama sorgusuna ait içerikleri görüntülemektesiniz.
Arif Nihat Asya - Bayrak

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat ASYA

3 Mayıs 1944 - Türkçülük Bayramı

3 MAYIS 1944 OLAYLARI VE IRKÇILIK-TURANCILIK DAVASIIrkçılık-Turancılık Davası, 7 Eylül 1944`te başlayan ve 29 Mart 1945`e kadar süren, Türk siyasetinde önde gelen 23 ismin Irkçılık-Turancılık suçlamasıyla yargılandığı sürecin adıdır. Toplam 65 oturum süren dava, Türk siyasi tarihi içerisinde büyük önem arz etmiştir. Yargılama sonucunda Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Nurullah...Barıman, Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar, Cebbar Şenel ve Cemal Oğuz Öcal çeşitli cezalara çarptırıldılar.

 Dönemin Başbakanı Saraçoğlu 5 Ağustos 1942`de TBMM`de yaptığı konuşmada "Biz Türk`üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız." Buna açıklamaya rağmen devletin her tarafına komünist kadroların yerleştirilmekte olduğu gören Nihal Atsız devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu`na Orhun Dergisi`nde 1 Mart 1944`te ve gene bir ay sonra 1 Nisan 1944`te olmak üzere iki açık mektup kaleme alır, Başbakan`a şikayet ve uyarıda bulunur. Şikayet edilenlerin içinde -daha sonra Bulgaristan`a kaçarken öldürülen- Sabahattin Ali de vardır.

Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ile o günlerin Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay`ın teşviki ile Sabahattin Ali tarafından Atsız mahkemeye verilir.

 26 Nisan 1944`te Ankara`da başlayan ilk mahkeme, dönemin üniversite gençliği tarafından hınca hınç doldurulur. Bu yoğun kalabalık ve tezahurat karşısında Mahkeme heyetinin içeriye pencerelerden girebildiği söylenir.

 Nihal Atsız Mahkeme Heyetine: "Sabahattin Ali`den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?" diye sorar. Sabahattin Ali ise buna cevap verememiştir. Mahkeme, 3 Mayıs 1944`e ertelenir.

3 Mayıs 1944 Tarihli gösteriler ve dava :

 Tarihte 3 Mayıs Olayları adıyla anılan olaylar

Nevruz Bayramı

Orta Asyadan, Balkanlara kadar uzanan geniş coğrafyada Türk boyları arasında yıl başı olarak kutlan nevruz, biz Türklerin en eski bayramlarından biridir. Geceyle gündüzün eşit olduğu 21 Mart tarihinde kutlanır ve baharın geldiğinin habercisidir. Nevruz genel olarak bizde ziyafet ağır basan bir bayramdır, eğlence oyun ve eksi inançlardan süzülmüş bir takım görenekler nevruz renkleri arasındadır. Fakat şu anda bizim nevruz bayramımızı kendini bilmez bir kaç şerefsiz sahiplenmiş durumda ve bu güzel günde Türklük aleyhinde propaganda yapmaktadırlar, Allah'ıma dua ediyorum ki inşAllah hepiniz belanızı bulursunuz.

Nevruz Bayramımız Bütün Türk Alemine Kutlu Olsun

H. Nihal  ATSIZ'dan Özlü Sözler

» Ahlakın meydana gelmesinde en önemli sebep soydur. Bir toplumun ahlakı, soyunun karışması ile değişebilir.

» Ahlak, millet yapısının temelidir. O olmadan hiç bir şey olmaz.

» Aslında beynelmilelci olan sosyalizmin, Türkiye’deki mümessilleri de milliyetçi olduklarını söylerler. Hatta Orta Asya’daki atalarımızla ilgimizi inkar edip bu topraklar üzerinde Hititler’den başlayarak üstüste yığılmış olan etnik döküntülerin karması olduğumuzu ileri sürenler de milliyetçilik davasındadır.

» Komünistlikten hüküm giymiş olanlar, Türk Milliyetçiliği’nin kökünü kazımak için kampanya açmış olan partiler, İslam beynelmilelciliği davası güdenler de hep milliyetçi olduklarını söylerler. Türkçülük bu türlü eksik ve yanlış milliyetçiliklerin hepsini reddeder.

» Bana göre Ticanilik, Nurculuk, yobazlık, komünizm ve partizanlık gibi hastalıkların sebepleri, milli ülküden yoksunluktur.

» Barış, savaşın başka metotlarla devamı ve silahlı savaşa hazırlığın ayrı bir şeklidir.

» Ben, yabancı kaynaklı hiçbir fikri benimsemeğe tenezzül etmeyecek kadar millî şuur ve gurura malik bir Türk‘üm. Siyasi, içtimai mezhebim Türkçülük‘dür.

» Bir gün ülkede milliyetçi geçinen politikacılar, yöneticiler, sanatçılar, aydınlar hiç bir çıkar kaygısına düşmeden, yiğitçe, korkusuzca Türkçü söylemlerde, Türkçü tavırlarla milletin karşısına çıkarlarsa o gün Türkçülük büyük bir utkuya yaklaşır.

» Bir millet bağımsızlığını, hürriyetini ve sınırlarını kaybedebilir, hatta yıllar boyunca başka bir milletin esareti altında yaşamak zorunda kalabilir ama bütün bu unsurlar o milletin yok olmasına etken olamaz. Ancak kendi dilini kaybetmiş bir millet yok olmaya mahkumdur.

» Bir millet, büyümek ve iş yapabilmek için kendisinin büyük bir millet olduğu inancını duymalıdır.

» Bir millete, geçmişini unutturmak, onu yok etmenin ilk şartıdır.

» Bi

Türkler Neden Bozkurt'u Sembol Olarak Seçti?

Cenabı Allah bütün varlıkları yaratırken farklı özeliklerle yaratmıştır.
Ruslar ayıyı, İngilizler aslanı, Amerikalılar kartalı, İspanyollar boğayı milli sembol saymışlar.


Biz neden başka bir hayvan değil de Gök yeleli Bozkurt’u sembol edindik?

Bozkurt’un özelliklerini temel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür:
Bozkurtlar atasına bağlıdır; Bozkurt sürüsünden ayrılan bir erkek bozkurt karşılaştığı bir kara kurt sürüsüne girer. Girdiği sürünün liderliğini alır. Bozkurt özgürlüğüne düşkündür. Dünyada evcilleştirilememiş tek hayvan olma unvanı Orta Asya bozkurtlarındadır. Hayvan yakalandığında tüm hayvanların aksine gırtlak kısmında bulunan öd denen keseyi parçalar ve intihar eder. Bozkurt esareti kabul etmeyen bir varlıktır. Bozkurt’un boynuna tasma takıp bir kafese koyamazsınız. Bozkurt ölümü kabul eder kendisini parçalar ve intihar eder. Bir bozkurt sadece yiyeceği kadarını avlar ve yavrusu olan bir hayvana saldırmaz, avlamaz. Bozkurt leş eti yemez. Kendi avını kendisi avlar. Başka havanların avladığı leşi yemez. Bozkurtlar eşlerini kıskanırlar. Bozkurt dişisi asla bir kara kurtla çiftleşmez. Bozkurt yaşamından tek eş seçer. Eşi ölmeden başka eş aramaz. Bozkurt sürüsü sağdan ve soldan giden öncüler, akabinde de göbekten gelen ana kuvvetle saldırırlar düşmanına. Bozkurt cesaretli ve ölümüne mücadele eden bir yapıya sahiptir esareti kabul etmez. Bozkurtların bir lideri vardır ve sürü o liderin emrinden çıkmaz. Bozkurt liderine bağlıdır, dinlenme anında da lideri etrafında koruma tedbirleri alır. Bozkurtlar avlamaları, toplu yaşama kurallarına uyma vb. açılardan bir sistem içerisindedirler, yani asildirler. Bozkurtlar teşkilat halinde bir yaşam sürerler. Bozkurt ekip çalışması yapar ve Hürriyetine son derece düşkündür. Karda yürüyen 40 bireylik bir Bozkurt grubunu takip etseniz ancak, beş, altı ayak izi görebilirsiniz, o kadar dikkatli ve organized

  • Önceki Sayfa
  • Sonraki Sayfa